Ben ona Orhan ağabey diyorum, benden yaşça epey büyük olmasına rağmen. Rahmetli babamın akranı. Tahminen yetmiş beş, seksen civarı. Köylü. Köyde doğmuş, köyde büyümüş, köyde yaşamış bir ömür. Tam tabiriyle işi köycülük: Tarlasını ekip biçiyor; beş on tavuğu, üç beş ördeği var; evin önünde küçük bir avar kurmuş, meyve sebze alıyor. İlkokulu bitirmiş mi? Sanmam.
Orhan ağabey ile aramızda geçen konuşmayı yorumsuz, aynen aktarıyorum:
Orhan ağabey : Anılım ne ettin, gelmiyon mu?
Ben : Gelecektim. Bayram trafiğine kalmayayım diye erteledim.
Orhan ağabey : Geleydin iyiydi. Çarşamba mı gelecen?
Ben : Yok işte, çarşamba günü yola çıkacaktım; bayram sonrasını tatil yapıp dokuz güne uzatınca; yolu erteledim. Haftaya pazartesi yola çıkacağım. Tatil işi bozdu.
Orhan ağabey : O kalabalık dağılsın diye tatil etti zaten. Cahilim; amma aklı eriyor.


