Satış ve Pazarlama denildiğinde bu işin anavatanı ABD’dir desem herhalde yeridir. TREVANIAN 1998’de yayımlanan Yirminci Mil/Incident at Twenty-Mile‘da bu zihniyeti çok güzel anlatmış. Üstüne söz söylemeye gerek yok.
Bay Kane acı anıları kafasından uzaklaştırarak üzüntüyle, “Peki!” dedi. “Sonbahar geldiğinde, çiftlikleri gezerek iğne, yüksük, tabak çanak, kurdele, süpürge, almanak, ağrı kesiciler -aklına gelecek her şey satan yaşlı bir Yanki satıcıyla dolaşıyordum. Adam arabasının arkasındaki mallarını satıyordu. Ama çoğunlukla kendini satardı: dedikoduculuğunu, neşeliliğini, öykülerini. Bu öyküler iki türlüydü. Kadınlar için tatlı, erkekler için tuzlu. İnsanlar sırf onun yarenliğini tatmak için aslında ihtiyaçları olmayan şeyleri satın alırdı. ‘Burada binlerce satıcı var,’ dedi bana. ‘Hepsi de nasıl daha fazla satacaklarını bulmaya çalışıyor. Ama önemli olan nasıl sattığın değil, ne sattığın. Bir kadına iplik satmaya çalışırsan, ancak o anda ipliğe ihtiyacı varsa satabilirsin. Ama yeni bir giysi hayalini satarsan… ah! Ya da daha iyisi düğününde o giysiyi giyen kızının görüntüsünü satarsan… a-ah! Senin ipliğini alır, çünkü yeni giysiler ve düğünler hayaline kaptırmıştır kendini.’ Vermont’taki köy fuarlarında bir sos tezgâhı açmakla işe başladığını anlattı, ama işleri pek iyi gitmemiş, ta ki sos değil cızırtıyı sattığını öğrenene dek! ‘Bir hayal taciri olmak gerekir,’ dedi bana.”
Yirminci Mil, TREVANIAN, E Yayınları, Çev. Sen Süer KAYA, 2006, s.62


