Son yıllarda birkaç kişinin önderliğinde yanlış bir kanaat oluştu: Futbolda topu rakibe vermek diye bir şey yoktur.
Bal gibi vardır. Ve var olduğunu bu akşam, 06.05.2026 akşamında, Şampiyonlar Ligi yarı final maçında gördük. Bayern Münih-Paris Saint German maçında PSG topu rakibe verdi. PSG teknik direktörü Luis Enrique ilk maçta gördü ki atak oynadığında kendisi kadar dişli olan Bayern Münih’ten tonla gol yiyor. Ligue 1’de kendi dengi olmayan takımlara karşı çılgınca hücum yaparken gol yemiyor belki; ama Şampiyonlar Ligi’ndeki iddialı, dişli Leverkusen’den, Sporting’den, Chelsea’den, New Castle’dan, Monaco’dan gol yiyor. Hem de bolca yiyor. PSG’nin Bayern Münih karşısında 3. dakikada bulduğu gol her şeyi değiştirdi, o golü bulmasa da ben (maçtan sonra) anladım ki bu gece PSG asla atak oynamayacaktı. Dikkat: Atak yapmayacaktı demiyorum, atak oynamayacaktı. Zira PSG’in bulduğu pozisyonlar daha çok ve daha netti.
Nereden bu sonuca vardım? Maçı tekrar seyretme imkanı olanlar bakabilir, kaleci Safonov, özellikle maçın ikinci yarısında, kaleden kullandığı tüm topları Kvaratskhelia’nın, yani sol açığın, olduğu bölgeye ve taç çizgisine gönderdi. Bazı toplar sahaya bile düşmeden doğrudan taca gitti ve kimse bundan şikayetçi olmadı, tüm futbolcular zaten bunu bekliyormuş gibi hemen pozisyon aldılar. Burada Safonov’un amacı topu Kvaratskhelia’ya atmak değildi; çünkü herkes bilir ki Kvaratskhelia hava toplarını indirme kabiliyeti olan bir futbolcu değil. Amaç topu o bölgeden dışarıya atmaktı. Olur da top düşerse de Kvaratskhelia’nın önüne düşsün. Kvaratskhelia bir tek top bile alamadı; bütün toplar ya Bayern Münih savunması tarafından karşılandı ya da taca çıktı. Bayern topu aldı ve atağa kalktı, PSG karşıladı; Bayern top çevirip alan arayarak maçı yedi, ceza sahası civarında, maçın sonlarına doğru kazandığı bir tane faul dışında, faul bile kazanamadı. PSG o kadar iyi hazırlanmış ki ne faul yaptı, ne şut çektirdi, ne içeriye top geçirdi. Bir kez hata yaptı, dakika 94; Harry Kane affetmedi.
Kısacası “Futbolda topu rakibe vermek diye bir şey yoktur.” diyenlere cevap niteliğinde bir maç oldu.


