Tomasz JEDROWSKI’nin Karanlıkta Yüzmek/Swimming In The Dark romanı 2024’te İthaki Yayınların’dan çıkmış. Kitabın arka kapağındaki tanıtım yazısı şöyle:
Polonya’dan Almanya’ya göçmüş bir aileden gelen Tomasz Jedrowski, Cambridge mezunu ve 2021’de Polari İlk Roman Ödülü adayı olan Karanlıkta Yüzmek ile saklı ilişkilerin içyüzlerini tüm insani ve dramatik yönleriyle ortaya koyarak James Baldwin, Alan Hollinghurst ve André Aciman gibi ustalara hızla yaklaşıyor.
1980’lerde rejimin sarsıldığı dönemde Polonya’da, bir yaz gençlik kampında tanışan biri muhafazakâr biri de sosyalist iki delikanlı, ortak tutkuları olan yüzmek ve James Baldwin’in Giovanni’nin Odası romanı üzerinden kendilerini, güzelliklerle ve doğayla çevrili bir ilişkiye kaptırırlar. Her biri apayrı çevrelerdeki gündelik yaşamlarına dönecekleri Varşova’daysa, ülke idaresi artan ekonomik güçlükler ve yükselen protesto hareketleriyle çözülürken, biri partinin siyasi kademelerinde ötekisi kendisini adadığı toplumsal kavgada zıt kutuplara sürüklendikçe, aralarındaki tutkulu dostluk çetin sınavlardan geçecektir.
Komünist Beni Adınla Çağır olarak da yorumlanan Karanlıkta Yüzmek, ilkgençlik tutkularından politik hırslara, tarihin kavgalarından insanların entrikalarına Jedrowski’nin şiirsel, yoğun ve özgün yaklaşımıyla özgürlük ve aşk hakkında düşündürücü bir ilk yapıt.
Polonya sinemasına ilgi duyan biri olarak -JEDROWSKI’nin özellikle iç sayfadaki fotoğrafı ne kadar itici gelse de- tanıtım yazısını okuyunca heyecanlandım. Polonya’daki siyasi görüşlerin kendi aralarındaki tartışmaları, birbirlerine yaklaşımlarını içeriden bir gözle yakalayabilirim, diye düşündüm. (Açıkçası biraz İthaki Yayınları’nın İthaki Modern sınıflandırması da beni biraz tahrik etti. Nitekim kitap fuarında İthaki standından İthaki Modern serisine ait üç kitap satın aldım.*)
GİRİŞ bölümüyle başlayan roman bu bölümle birlikte onlarca çeviri, anlam, imla hatasını beraberinde getirince kitaptan soğuyuverdim. İngilizce aslından çeviren Melek MEMİŞ’in hatalarının yanı sıra Polonyalı göçmeni bir ailenin Bremen’de büyümüş ve Cambridge’te ve Paris’te eğitim almış oğlunun İngilizce yazmakta diretmesinin de etkisi var sanırım… Ama bu başka bir yazının konusu…
Ben neyi yazıyorum burada?.. Benim yazma nedenim kitapta karşıma çıkan sürpriz eşcinsel ilişki. Şimdi ben böyle yazınca tanıtım yazısını bir daha okuyacaksınız “Ne var acaba?” diye ve bu kez ipuçlarını(!) yakalayacaksınız: “…kendilerini, güzelliklerle ve doğayla çevrili bir ilişkiye kaptırırlar.”, “…aralarındaki tutkulu dostluk…”, “…özgürlük ve aşk hakkında…”. Bu cümleleri ilk okuduğunuzda aklınıza eşcinsel bir ilişki gelmiyorsa bile artık “Aaaa! Evet.” demiş olabilirsiniz.
Soru şu: Kitabın tanıtımında eşcinsel ilişkiden bahsettiğine dair daha açık bir ifade kullanılmalı mıydı? Öyle ya, belki ilk kez tanıştığım birinin doğumgününe davetliyim ve kitap hediye edeceğim? Ya da bir aile büyüğüne bir kitap hediye ediyorum? Ya da komşunun çocuğuna rastladım fuarda ve aynı stand önünde hem ona hem kendime birer kitap alayım dedim? Olamaz mı?
Tabii bu sorular cinayet içeren romanlar, uyuşturucu madde içeren romanlar, aklıma gelemeyen sapkınlıklar içeren romanlar için de geçerli olabilir… mi? Acaba yayınevinin bu konuda biraz daha açıklayıcı, (şayet mesele sürprizse) en azından ipucu vermeden biraz daha gıdıklayıcı bir yazı yazması gerekir mi?
* Ia GENBERG’in yazdığı Detaylar/Detaljarna‘yı çok beğendim.


