Twitter, yani X (bence adının X olması yasal olarak kabul edilmemeliydi) bize çok şey gösterdi. Kendimizle ilgili, toplumla ilgili bir çok gerçeği yüzümüze vurdu. Yüzümüze vurdu; ama öğretti mi? Hayır. Daha doğrusu biz öğrenmemeyi seçtik. Pişkinleştik. Çabuk uyum sağladık.
Okuduğum çoğu tweet‘in altında alakalı alakasız hashtag‘ler (#), yani etiketler çıkıyor. Futbol maçıyla ilgili yazan biri sırf yazısı okunsun diye gündemin bütün etiketlerini kullanıyor. İlgimi çeken bir haberi takip etmek isterken alakalı alakasız yüzlerce yazı çıkıyor karşıma. O derece ki bazen etiketin kendisi ile ilgili yazıya rastlamadığım için konunun ne olduğunu anlayamıyorum. İnsanlar karşılarındakini kandırarak okuttuklarının değerli olduğunu, kendilerinin önemsendiğini zannediyorlar herhalde. Ya da seslerini duyurmak adına düşüncelerini, davalarını kirletmekten çekinmiyorlar.
Örnek mi? Bu akşam bir gazeteci gündem olmuştu, ismi ilk sırada yer alıyordu. Etikete tıkladım ve elli yedi takipçisi olan gerizekalının koca bir fotoğrafla birlikte bir satırlık dini paylaşımının altında şu etiketler vardı: orta asya berkay erer aykutu cafer mahiroğlu bu chp Türk yüzyılı’na musa çağıran seçimden muhammet demir burhan can terzi halk tv ismail küçükkaya. En sona gazeteciyi de eklemiş sağ olsun.
Dini bir paylaşım olduğu için gönül rahatlığıyla şu sözü kullanıyorum: Allah belanı versin!


