Bazı tablolar vardır ki çokça bahsi geçer ve bu sayede hafızalarda yer eder. Tabloyu gerçek ölçüleriyle görmemişizdir, hatta çoğu zaman ressamında bile tereddüde düşeriz. Ama bir şekilde o tablo artık hafızamıza kazınmıştır ve hakkında üç aşağı beş yukarı bir bilgimiz ve kanaatimiz oluşmuştur.
Jean François MILLET’in 1857 tarihli Başak Toplayan Kadınlar isimli eseri benim için bu tablolardan biridir. Açık yazmak gerekirse, şimdi buraya yazana kadar (büyük olasılıkla defalarca duymuşsam da) özgün adını da, ölçüsünü de hatırlamıyordum.

Orijinal adı Des glaneuses, İngilizcesi The Gleaners, yani Toplayıcılar olan 84*111 cm’lik tablo bizde Başak Toplayan Kadınlar diye biliniyor. Ama buradaki ‘toplayıcı‘ gerçekten de özgün dillerinde ‘hasat sonrası tarlada veya bağda, bahçede kalanı toplayan‘ manasında. Dilimize Başak Toplayan Kadınlar diye kazandırılmış olması son derece doğru; çünkü kadınların ellerine baktığımızda gerçekten de sap veya başak topladıklarını görüyoruz. Gerçekten o tarihlerde tarladan hasat kalktıktan sonra geçim sıkıntısı çekenlere kalanları toplamaları için böyle bir imkan tanınıyormuş.
Ben nereden geldim buraya?
Charles BAUDELAIRE Paris Sıkıntısı‘nda yer alan Yabanıl Kadınla Cici Sevgili yazısına şöyle başlamış:
“Gerçekten de ölçüsüzce ve acımasızca yoruyorsunuz beni, canım; iç çekişinizi duyanlar, altmışlık başakçı kadınlardan, meyhane kapılarında ekmek kırıntıları toplayan kocamış dilenci kadınlardan da fazla acı çekiyorsunuz sanacaklar. …”
Paris Sıkıntısı, Charles BAUDELAIRE, İş Bankası Kültür Yayınları, Çev. Tahsin YÜCEL, 2022, s.19
Tabloyu biliyorsanız, bu paragrafta geçen ‘altmışlık başakçı kadınlar’ ifadesini okur okumaz tablo hemen gözünüzde canlanır ve ne denmek istediği zihninizdeki yerine cuk oturur. Yok şayet tablodan haberdar değilseniz, ‘altmışlık başakçı kadınlar’ kim ola ki…
Sonuçta Barbizon nire, memleket nire?


