… İkisinin de peşine düştükleri bir kız içindi… Paulina Sinacoupi uğruna. Ama, Jean bağırmaya başladı: «Gideceğim, Mathieu; sen buna engel olamazsın.» Bunun üzerine, ben benimkiyle nişan alıncaya kadar, Mathieu tüfeğini indirdi ve ateş etti. Jean ip atlayan bir çocuk gibi, evet, bayım, tam iki ayak havaya sıçradı ve sırtüstü yere devrildi, öyle ki benim tüfek elimden kurtuldu ve şuradaki iri kestane ağacına kadar yuvarlandı. Jean’ın ağzı açıktı ama, tek söz söylemedi, ölmüştü.
Genç evliler, bu cinayetin sakin tanığına hayretle bakıyorlardı. Jeanne :
— «Peki, ya katil?» diye sordu.
Paoli Palabretti uzun uzun öksürdü, sonra konuştu.
— Dağa çıktı. Ertesi yıl onu erkek kardeşim öldürdü. Biliyorsunuz, değil mi, erkek kardeşim, Philippi Palabretti, ünlü haydut.
Jeanne ürperdi :
— Erkek kardeşiniz mi? Haydut mu?
Kılı kıpırdamayan Korsikalı’nın gözü gururla parladı.
— Evet, hanımefendi, hem de çok ünlü bir hayduttu o. Altı jandarmayı hakladı. Nicolas Morali’yle birlikte… Niolo’da kuşatıldıkları zaman, altı günlük çarpışmadan sonra, tam açlıktan ölecekleri sırada vuruldu.
Sonra da kadere boyun eğen bir halle devam etti:
— Memleket istiyor bunu, ne yaparsınız?
Bir Hayat, Guy de Maupassant , Bilge Yayıncılık, Çev. Nesrin ALTINOVA, 1985, s.85
Bu kadar yalın biçimde ve safça yapılmış sosyolojik analiz zor bulunur herhalde.


