Carol REED’in The Fallen Idol (1948)1 filmi -birçok filmde olduğu gibi- Türkçe’ye saçma sapan bir tercüme ile Meş’um Kadın olarak tercüme edilmiş. Öz Türkçesi Uğursuz Kadın. The Fallen Idol‘ı bana kalırsa Günahkar Put olarak tercüme etmek en güzeli. Değilse bile, filmin adında bir eğretileme/mecaz/metafor olduğu belli; bunu göre göre Meş’um Kadın nedir yani! (Eğretileme, kelimesini hiç sevmem? Eğreti bir kelime bence.)

Film 1950 Akademi Ödüllerinde en iyi yönetmen ve en iyi senaryo adaylıkları almış. Kısaca, filmde bir çocuğun iç dünyasının idol yerine koyduğu yetişkinleri tarafından nasıl tarumar edildiği anlatılıyor. Senaryosu Graham GREENE’nin The Basement Room adlı yaklaşık otuz sayfalık öyküsünden uyarlanmış. GREENE öyküyü 1936’da yazmış. Henüz Türkçesi yok. Öykünün sonu ile filmin sonu arasında öz olarak değilse bile anlatım olarak fark var. Filmin sonunda Phillipe (yani çocuk karakter) artık tatilden dönen annesine karşı bile güvensiz dururken, öykünün sonunda ölüm döşeğindeki ihtiyar Phillipe çocukluğunda yaşadığı travmatik süreçte cevabının yük olduğu soruyu sayıklıyor: Kim o kadın?
Bu filmden sekiz yıl önce çekilmiş bir başka filmi hatırlattı bana: Yurttaş Kane/Citizen Kane (1941). Tüm zamanların en iyi filmleri listesinde her zaman ilk sıralarda yer almış, Orson WELLES’in yazıp, yönettiği, baş rolünü oynadığı bir başyapıt. Film ihtiyar Kane’in ölürken elindeki kar küresine bakarak Rosebud diye sayıklamasıyla başlar. Nedir gonca gül anlamına gelen bu Rosebud?


Rosebud Kane’in çocukken kullandığı kızağın üstünde yazan markasıdır veya adıdır. Çocukluğunda en sevdiği şey kızağıyla karda kaymak olmuştur. İşte büyük mücadelelerle zirveye çıkmış, medya kralı olmuş, varlıklı, söz sahibi, güçlü Yurttaş Kane ölürken en mutlu, en çıkarsız olduğu ânı hatırlar, yani çocukluğunu ve hiç unutamadığı kar kızağı Rosebud‘ı. Kimsenin anlam veremediği o kelime Kane’in hayatının en anlamlı dönemini anlatmaktadır: Rosebud.
1948 yapımı The Fallen Idol son sahnesini 1936 yılı basımlı The Basement Room adlı öyküye uygun, ölüm sahnesinde sayıklanan çocukluk ile tamamlayabilirdi kuşkusuz; ama her ne kadar kaynak öyküsü 1941 yapımı Yurttaş Kane‘den dört-beş yıl önce yazılmış olsa bile The Fallen Idol senaryosu Yurttaş Kane‘den sonra kaleme alındığı için perdeye aktarıldığında taklit olarak kalma tehlikesi düşünülmüş ve fikir değiştirilmiş olabilir… gibi geldi bana…
Ama acaba Orson WELLES son sahnede çocukluğundan bir kelimeyi sayıklattırdığı Kane için The Basement Room‘dan etkilendi mi?
- Film 1948 yapımı; ancak gösterime 1949’da girmiş olmalı ki 1950’de Akademi Ödülü alıyor. ↩︎


