Amerika’nın en meşhur şeyi herhalde Amerikan kapitalizmidir. Kökü çok eskiye dayandığındandır ki Türkiye’nin piyasa işleyişi, yaratıcılığı, refleksleri kolay kolay o noktaya gelemeyecek gibi görünüyor. Gerçi biz çirkinlikleri taklitte pek mahirizdir, hep küçük Amerika olma hayalimiz vardır; ama umarım Batının iyi yanlarını alırız.
Benim her tartışmada, sohbette vurguladığım bir tarihi gerçek var ki Amerika ile Türkiye arasındaki uçurumu göstermek açısından sağlam delil teşkil eder: 1929 Büyük Buhran’da çöken borsanın yarattığı ekonomik kriz nedeniyle Amerika’da insanlar gökdelenlerden atlayarak intihar ederlerken Türkiye’de develer sırtında yük taşınarak ticaret yapılıyordu. İki ülke arasında böyle bir fark var işte! Yani insansız hava aracı üretince dünyaya kafa tutulmuyor; batı dünyası iki insansız hava aracıyla tavlanacak kadar osuruk bir medeniyet değil, beğenirsin beğenmezsin, fakat arkasında çok köklü bir birikim var.
Amerika’nın çirkin kapitalizmine öykünüyor değilim; vahşileşmeyen bir kapitalizme hiç itirazım yok, hatta desteklenmesi taraftarıyım.
John UPDIKE’ın Tavşan, Kaç!/Rabbit, Run! (1961) romanında hastane odasında geçen bölüm gerçek bir Amerikan kapitalizmi portresidir:
Ne dediğini işitmiyordu. Bir gece önce hissettiklerini hatırladı ve her şeye yeniden başlamak istercesine, «Seni seviyorum,» dedi.
«Ben de seviyorum. Bir çeyrek doların var mı?»
«Galiba var. Dur bakayım… Ne yapacaksın?»
Janice, hastalar için ayakucundaki yüksek bir masanın üzerine oturtulmuş televizyonu gösterdi.
«Buna, bir çeyrek attın mı, bir saat çalıyor. Saat ikide saçma bir program var, evde annemle seyrediyorduk.»
Harry, yarım saat yatağın kenarında oturup bir spikerin Akron, Ohio, Oakland ve Califoria’dan gelme bir sürü yaşlı kadınla dalga geçmesini seyretti. Bu kadınlar, anlatacakları acıklı olayların salondaki seyircilerce alkışlanma süresine göre para alıyorlardı. Fakat spikerin reklamları vermesiyle kadınların torunları ya da saç biçimleriyle alay etmesi arasında, acıklı hikâyeler için fazla bir zaman kalmıyordu. Spikerin konuşmasından Yahudi olduğu açıkça belliydi. …
Tavşan, Kaç, John UPDIKE, Milliyet Yayınları, Çev. Oya GÜNDOĞDU, 1971, s.305-306
Kısmen olduysak da o ayıp bize yeter.


