Ben 1940-50 Amerikan sinemasını çok severim. Özellikle o dönemlerde edebiyat uyarlaması çok film çekilmiştir, filmlerin girişinde based on novel veya …novel by… diye bir yazı muhakkak çıkar. Edebiyat uyarlaması deyince hemen akla Hemingway, Steinbeck, Dickens, Poe, Faulkner gibi ünlü yazarlar gelmesin; film-noir/kara film denilen tür filmleri şıpın işi senaryolar gibi görünse de çoğu, yazarlarını pek de tanımadığımız, türünün kitaplarından uyarlanmıştır ve Amerikan sinemasında/edebiyatında önemli bir yer tutar. Belki suç/crime türünü küçük görebilirsiniz; ama işte aşağıdaki konuşmayı bugün güçlü olduğu söylenen yapımlarda maalesef bulamıyoruz.

Küçük bir ön bilgi: Mose bir zenci. Blackwater denilen bataklık bir bölgede av köpekleri yetiştirerek kendi dünyasında yaşıyor. Herkesten uzak yaşamasının bir nedeni de zenci olması; çünkü henüz yıl 1948.
(Açıklama: tercümede Google kullandım ve akışa göre bazı düzeltmeler yaptım. Eskisi gibi komik çevirilere pek rastlanmıyor, bence Google translate gayet başarılı.)
Danny: Sanırım korkuyor olabilir.(kız arkadaşından bahsediyor)
Mose: Korkuyor mu? Babanın başına gelenler yüzünden mi?
Danny: Bilmiyorum. Ya haklıysa? Ya içimde kötü bir kan varsa Mose, bu da beni kötü şeyler yapmaya itiyorsa?
Mose: Kötü kan derken neden bahsettiğini bilmiyorum. Kan kırmızıdır. Seni hayatta tutar. Sana ne yapman gerektiğini söylemez… Sana bir şey söyleyeyim, Danny. Ben frenciyken, Roanoke’den dönerken yük vagonunda uyuyan bir berduş buldum. Yüzündeki yalnız, soğuk ifadede ve orada yatışında paltomu üstüne atıp onu bırakmama neden olan bir şeyler vardı. Daha sonra şerifin onu kovalamak için köpeklerimi alıp götürdüğünü duydum. Şerif’in köpekleri kullanmasını hiçbir zaman doğru bulmadım. Doğrusu, bir köpeğin bir rakunu kovalaması gerekir, bir insan değil.
Danny: Onu… Yakaladılar mı?
Mose: Polis memurunun kızı ile -kız hiç istememişken- seviştiği için 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kötü biri olduğunu mu düşünüyorsun?
Danny: Yani, o… o suçluydu.
Mose: Elbette. Ama hepsinden önce yalnızdı. Sanırım yalnız olduğu için 15 yıl yedi… kötü kana sahip olduğu için değil.
Danny: Evet ama sen de sırtını bataklığa vermiş, Blackwater’da yalnız kalıyorsun, değil mi Mose? Ama hiçbir suç işlemezsin.
Mose: Elbette, yalnızlaşıyorum. Bir erkeğin bir kadını olmalı. Hiç değilse arkadaşları. Bir insan diğer insanlarla birlikte yaşamalıdır. Buraya geldiğimde ayak altından çekileceğimi, beni itip kakacak kimsenin olmayacağını düşünmüştüm. Yaptığım şey insan ırkını terk etmekti. Sanırım bu olabilecek en kötü suç. Ancak bunun için seni asmazlar.
MOONRISE (1948), Yönetmen Frank BORZAGE, Danny (Dane CLARK), Mose (Rex INGRAM)
Danny: I think maybe she’s afraid.
Mose: Afraid? Because of what happened to your pappy?
Danny: I don’t know. What if she’s right? What if there’s bad blood in me, Mose, that makes me do bad things?
Mose: I don’t know what you’re talking about “bad blood”. Blood is red. It keeps you alive. It doesn’t tell you what you have to do… Tell you something, Danny. When I was a brakeman, I found a hobo sleeping in a boxcar once on my run down from Roanoke. There was something about the lonesome, cold look on his face and the way he was lying there made me throw my coat over him and leave him. The next I heard, the sheriff was grabbing my dogs to chase him. I never felt right about the sheriff using the dogs. It’s all right for a dog to chase a coon, but not a man.
Danny: Did they… did they catch him?
Mose: He was sent up for 15 years for making love to the constable’s daughter when she didn’t want any. Do you think he was bad?
Danny: Well, he was… he was guilty.
Mose: Sure. But first he was lonesome. I think he got 15 years for being lonesome – not from having bad blood.
Danny: Yeah, but you get lonesome out here at Blackwater with your back to the swamp, don’t you, Mose? But you don’t commit no crimes.
Mose: Sure, I get lonesome. A man ought to have a woman. Friends, anyway. A man ought to live in a world with other folks. When I came out here, I thought I’d be out of the way, I thought there’d be no-one shoving me around. What I did was resign from the human race. I guess that’s about the worst crime there is. Only they don’t hang you for it.
MOONRISE (1948), Yönetmen Frank BORZAGE, Danny (Dane CLARK), Mose (Rex INGRAM)


