Filmin öncesi ve ayrıntılar önemli değil; sahne şöyle: Kadın gergindir, elinde sigarayla arabaya binmiştir ve çok geçmeden bitmek üzere olan sigarasının sonuyla yeni bir sigara yakar:
Adam: Sağlığın için kötü.
Kadın: Ne?
Adam: Çok sigara içiyorsun.
The Reckless Moment (1949). Yönetmen Max OPHÜLS.
Demek o dönemlerde de sigaranın zararı üzerine konuşuluyormuş olsa gerek. Kim bilir Amerikalılar da bizim gibi “Günde bir paketten, ayda 30 paket, dünya para eder. Şimdiye o paraya araba almıştın.” muhabbeti yapıyor muydu acaba?
Eski filmlerin çoğunda sigara olmazsa olmazmış. Amerika’nın yarısı James DEAN ile sigaraya başladı, deseler inanırım. Humprey BOGART şöhretinin önemli bir kısmını sigaraya borçlu desem abartmış olmam. Reklam filan hikaye, sigara en güzel sinemayla pazarlandı. Audrey HEPBURN’un Breakfast At Tiffany‘deki ağzında tarihin gördüğü en uzun ağızlıkla sigarasını tüttürdüğü kült pozu, Uma TRUMAN’ın ikonik Pulp Fiction pozu ilk akla gelenler.




Yukarıda yazdığım gibi tek tük naif eleştirilere de rastlamak mümkündür sanırım; ama kimse çıkıp da bir filmin ortasında “İçme şu zıkkımı James, hem sağlığından hem cüzdanından götürüyor.” dememiş.


