
Bu fotoğrafı Zağnos Paşa Camii karşısından, yan yana sıralanmış çay ocaklarının olduğu yerden, çay içip kitap okurken çektim. Bahar geldi, Zağnos Paşa çaycıları cıvıl cıvıl, cami avlusu çiçekli, ağaçları yemyeşil. Bu manzarada kitap okumak, ara ara kafayı kaldırıp okuduğun tek bir satırı tartmak, belki tek bir kelimede kaybolmak, insanlara bakmak, önünden geçen kediyi seyretmek… hayatı yaşamak… Yaşamak!
Şimdi bir de yakından bakalım! Fotoğrafın bize göre sağ alt köşesi…

Bir cenaze.
Bizler çaylarımızı yudumlayıp hayatın tadını çıkarırken birisi daha bu dünyadan göçtü gitti ve geride acılarla ailesini, sevdiklerini bıraktı. Kim bilir huzura erdi belki, belki yapacaklarını yapamadan gözü arkada kalarak ayrıldı aramızdan. Tanımadık onu. Cenazesini de hiçbirimiz görmedik, duymadık, dikkat etmedik, -hadi dürüst olalım- gördüysek bile önemsemedik, bir “Allah günahlarını affetsin!” deyip sohbete devam ettik.
Ölüm kader. Hepimiz bir gün göçüp gideceğiz bu dünyadan. Bir yerde birileri parti verecek, birileri deniz kenarında güneşlenecek, birileri işyerinde kavga edecek, birileri yeni araba alacak, birileri çay demleyecek, birileri arkasında ayakta ekleyen arkadaşından on iki numaralı anahtarı isteyecek, birileri kokorecine biraz daha kekik serpiştirecek, birilerinin telefonunu kırası gelecek, birilerinin keki sönecek, birilerinin sesi kısılacak, birilerinin ayak tırnağı batacak, birileri internetten aldığı elbiseyi beğenmediği için ücretsiz iade edebildiğine sevinecek, birileri baktığı tabloyu saçma bulacak, birileri felsefeye giriş kitabı almayı düşünecek, birileri deodorant fiyatlarının çok arttığına şaşıracak, birileri kalkmış parkeyi fark edecek, birileri klimanın sesine takacak kafayı, birileri sevgilisine en pahalı hediyeyi alacak, birilerinin sevgilisine hediye alacak parası olmayacak, birilerinin sevgilisi bile olmayacak hiç… ve hayat devam edecek… birileri doğacak, birileri ölecek… gün gelecek kimse kimseyi bilmeyecek…


