Erskine CALDWELL’in kaleminin edebi manada pek hayranı olmasam da seçtiği konular, anlatım, üslup ve olayları aktarma biçimiyle çok çok beğendiğim yazarlar arasındadır. 1903-1987 tarihleri arasında yaşamış yazarın cesareti o dönemlerde ne kadar takdir görmüş bilemiyorum; ama bugünden bakınca bile şaşırtıcı derecede cesur görünüyor bana. Eserlerinde zenci’leri eksik etmemiş; onların ezilmelerini, hor görülmelerini, çaresizliklerini, çıkmazlarını hiç çekinmeden kaleme almış.
Temmuz Vakası/Trouble In July 1940’ta yayımlanmış. Genç bir kıza sarkıntılık ettiği yönünde iftiraya uğrayan bir zenci delikanlının infaza hazır, zenci düşmanı toplum tarafından nasıl cezalandırıldığını ve bu süreçte seçimlere göre duruşunu ayarlamaya çalışarak kendini kurtarma planları yapan politikacıları anlatıyor. Yazıldığı yıl 1940. 1930’larda Wallace D. FARD’ın kurduğu, Elijah Muhammed’in sürdürdüğü bir azınlık olarak Amerikan İslam Misyonu var; ama özel, güçlü, ses getiren bir hareketi değil. Malcolm X yok, Martin Luther King yok. Rosa Sparks ve otobüs eylemi yok. Siyahlar yine hor görülüyor, yine ikinci sınıf vatandaş ve Erskine CALDWELL şu satırları yazıyor:
Amerika Cumhur Başkanına
Biz aşağıda imzası olan, Georgia eyaletine bağlı Julie ilçesinin kanunsever seçmenleri, memleketimiz Amerika Birleşik Devletleri Cumhur Başkanına başvurur ve kendisinden, zenci ırkından bütün insanlarla, melezleri, dörtte bir, sekizde bir rengi bozuklarla, damarlarında bir damla zenci kanı bulunanların hepsini en kısa zamanda Afrika’ya göndermesini saygılarımızla dileriz.
Jeff, metni bir kere okudu, sonra mânasını iyice kavrayıncaya kadar her kelimeyi ayrı ayrı tartarak yeni baştan başladı. Başını sağa sola sallayarak:
“İş yok,” dedi. “Böyle netâmeli işlere burnumu sokmam. Zenciler içinde hiç hoşa gitmiyen insanlar var, yok demiyorum, ama, bu memlekette öyle beyaz kardeşlerimiz var ki, zencilerin en kötüsü yanında haltetsin. Meselâ şu Sam Brinson da zencidir. Serserinin, ipsizin biridir; derdi günü eski arabalar alıp satmak, trampa etmektir. Ama, bu illetini bir kenara bırakırsan, her iki ırkta da onun kadar iyi arkadaş nadir bulunur. O yakınımda bulunmazsa canım sıkılır. Sam’ı kaybetsem, dünya zindan olur bana.”
Narcissa irkildi, Jeff’e, derin bir küçümsemeyle bakıyordu.
Gözleri faltaşı gibi açılmış, çok yüksek sesle:
“Yoksa siz de zencileri kollayanlardan mısınız?” diye sordu. Jeff, dilekçeyi iterek hemen ayağa kalktı. Kâğıt tomarı yere düştü.
Ziyaretçi kadının yüzü öfkeden kıpkırmızı kesildi. Jeff, kati bir tavırla:
“Bana istediğinizi söyleyin, zenciler hakkındaki kanaatimi değiştiremezsiniz.” dedi.
Narcissa eğildi, kâğıtları acele acele toplamaya koyuldu,
Jeff: “Bu ırza geçme ve linç dalaveresini icat eden sizseniz hiç şaşmam.” dedi. “Nasıl oluyor da bütün olup bitenlerin tek şahidi siz oluyorsunuz? Şu Barlow’un kızını kandırıp bu işi tertip etmiş değilseniz adam değilim!”Nacissa kapıya ulaşmıştı. Tehdirkâr bir sesle:
“Seçim gününü bekleyin, Şerif Mc Curtain!” diye bağırdı. “Seçmenler size zencilerin en zencisi gibi muamele edecekler…”
Temmuz Vakası, Erskine CALDWELL, Varlık Yayınları, Çev. Muzaffer REŞİT, 1959, s.69


