Cinsel ilişki esnasında gereğinden fazla açık saçık konuşmalar dirty talk tabiriyle ifade ediliyor. Her konuda olduğu gibi bunun da adını biz koymuş değiliz; ecnebi bir isim veriyor, bizde karşılık buluyorsa aynen alıp kullanıyoruz. Özellikle porno sitelerin yaygınlaşmasıyla birlikte bu başlık da herkesçe bilinir oldu. Biliyorum, tabii ki Türkiye’de kimse o ayıp sitelere girmiyor, girmez.
İşin garibi dirty talk sanki porno sektörü ile birlikte kendine bir alan bulmuş gibi geliyor insana (en azından bana). Öncesinde seks denildiğinde eskilerden gelen kama-sutra’nın gösterdikleri, hassas dokunuşlar, ön sevişme, sevgi sözcükleri vs. gibi algılar hakim. Mevlana’nın kaleminden eşcinsellik, zoofili, ensest ilişkiler okumuşluğu var bu toprakların. Lut kavmini unutmayalım. Tarihin en eski mesleği diye sunulan fahişelik. Ama alt başlıklar yok. Fanteziler, kurgular, farklı deneyimler vs. bilgi dışı. Zaman geçtikçe oturan tarzlar, açılan başlıklar var. Çeşitlilikte ne kadar eskiye gidiliyor olabilir? Mutlaka eski kayıtlarda, hatta milattan öncesinde bile bazı olağan dışı eğilimler, kurgular mevcuttur.
Ingmar BERGMAN’ın 1956 yapımı Venedianskan filmi yazımı 1536’lara dayandırılan, yazarı üstünde ittifak sağlanamamış bir oyunun uyarlaması. Yaklaşık bir saatlik bir televizyon filmi projesi. Oyunun yazıldığı çağa uygun uyarlandığından günümüzde seyredilmesi pek keyif vermeyebilir. Moliére oyunlarını andırıyor. (Ben çok olağanüstü bir reji olmadıkça Moliére’in devrinin kapandığı kanısındayım.) Sanki iki kalas bir hevesten öteye geçmeyen, neredeyse amatör tiyatroyu andıran sahnelerle film seyirciye hiçbir görsel zenginlik, yaratıcılık vaat etmiyor. Filmin çekildiği dönemde de ne kadar başarı sağladığı tartışılır. Bence tamamen BERGMAN’ın Moliére olan hayranlığından kaynaklanmış bir falso.
Şimdi oradan bir alıntı: Angela kendisini teselli etmeye çalışan hizmetçisi Nena ile sarmaş dolaş yatağına uzanmış sevgilisini hayal etmektedir. (Gemini tercümesi)

ANGELA : (ona aldırmadan) Bana bir iyilik yapar mısın?
NENA : Ne?
ANGELA : Canım, tatlım, biraz böyle dur; sonra küfretmeye başla ki bir erkek olduğuna inanayım.
NENA : Ne diyeceğimi bilmiyorum.
ANGELA : İsa’nın vücuduna küfret; erkeklerin yaptığı gibi pis kelimeler söyle.
NENA : Hangi kelimeler?
ANGELA : Genelevde söylenen o pislikler. Bilmiyor musun?
NENA : (uykulu bir sesle) Uyumazsam söylerim; ama uyursam hiçbir şey söylemem…
ANGELA : Canım Nena, aşkım için biraz küfret.
Demek ki o tarihlerde de dirty talk insanların beklediği bir uyaranmış; özellikle bu talebin bir kadından geldiğine dikkat edersek…
Şimdi bu yazının ana fikri ne? İnsanlık ne kadar ileriye giderse gitsin, insanın sınırları ve ne olduğu belli. Önermeyi biraz genişletirsek: Tarih tekerrürden ibarettir.



Ne enterasan ki – seçtiğiniz başlık – iki kitaptan iki satır okuyup ta kanaat sahibi olduğunuzu düşündürtecek hatta size bu satırlara eksik idrakle kendi cehaletinizi ortaya koyacak cesareti verip yazdıracak kadar doğru seçilmiş ‘sizin gibi eksik bir kalem için son derece uygun ‘..Gerçek yazım yaşanılanı kaleme almaktır.. yaşamak sa bir olmaktır .Tasavvuf hayatınızın neresin deki Mevlana Hz leri diyebiliyorsunuz Ahhh ahhh ahhh Mevlana Hz lerinin kapısında ki satırlar “edeple gelen lütuf la gider der “eskilerde ne olursan ol önce insan ol der “insan olabilmekse edep edep edep Allah kibirinizi azaltsın yüreğinizi genişletsin edep ehli etsin inşallah
Bu gariban yorumunu, bana aklınca hakaret etmeye çalışsa da, onayladım ve yayımladım. İstedim ki Mevlana’ya sahip çıkmaya çalışan zeka seviyesinin ne kadar olduğunu herkes görsün. En başta şunu sormak gerekiyor: Mevlana’ya bu kadar ‘ermiş’ bir kişinin yazacağı satırla mı şunlar? Üçüncü sınıf kıraathane yorumu. Kendiyle bu kadar çelişen, edepten nasibini almamış bir yorumu onaylayayım ki baktıkça utansın zavallı.