Bazen bir kitabı okumaya başlamadan önce o kitap gününü kaybetmiş, eski ağırlığını yitirmiş bir kitap gibi görünüyor gözüme, okuyup okumamakta tereddüde düşüyorum. Ama her halükarda içimde kendine yer bulmayı başaran bir his ki hep bir beklenmeyeni yakalama, hep bir gözden kaçırılanı bulma hissi beni günümüz okurunun kapısının önünden geçmeyeceği kitaplara yönlendiriyor.
Ve bazen, hiç ummadığım bir kitapta kendimi buluyorum.
Kendi kendine konuşur gibi, “Çok kötü bir işadamı sayılırım herhalde,” diye mırıldandı. “Kâtiplikten nefret eden ben, yirmi beş yıldır kâtiplik yapıyorum. Ve yirmi beş yıldır da, patronlarımın her düşüncesini tenkit ettim, üstlerimin ve onlara benzeyen herkesin aptallığı ile alay edip durdum. Şu halime bak bir kere! Onlar gün geçtikçe zenginleşti, ben ise ancak şu kır saçlara sahip oldum. Hiç şüphe yok ki gurur duyduğum bu mantığım, mantıksızlığın en büyüğüdür.” (s.34)
Mariano AUZELA, Ağalar. Oda Yayınları, 1983, Mehmet HARMANCI tercümesi ile.


