Aras ÖREN’in Berlin Savignyplatz adlı kitabı Türkiye’de Afa Yayınları’ndan, 1993’te çıkmış. Telaffuzu zor kitabın anlattığıyla hiç ilgisi olmayan bir nokta dikkatimi çekti.
“… Bir köşede karşısına çıkan, bir yapının çıplak yan duvarına boylu boyunca yerleştirilmiş ışıklı, kocaman bir reklam panosunu görünce zorla gülümsedi. Panoda: esmer güneyli bir erkekle, sarışın bir kızın yan yana resmi vardı. İkisi de muzip bir ifadeyle poz vermişlerdi: kaygısız ve mutluydular. Birbirlerine karşı yabancı değil, içtendiler. Oldum olası kareyi birlikte tamamlıyorlarmış gibi bir duygu saçıyorlardı. Resmin altında: ‘Come together’ yazısı okunuyordu; bir sigaranın son zamanlarda her yerde göze batan kapsamlı bir reklam kampanyasıydı…” (s.161)

Aras ÖREN uzun yıllar önce Almanya’ya göçmüş ve verdiği eserlerle Alman edebiyatına katkı ödülü almış bir yazarımız. Bu kitap, adından da anlaşılacağı üzere, Almanya’da, Berlin’de, Savignyplatz’da geçiyor. Tahminime göre Savignyplatz Ankara’daki Sakarya Caddesi tadında, pahalıya kaçmayan eğlence mekanlarının yoğunlukta olduğu bir alan.
Dikkatimi çeken şu: 1993 yılında, Almanya’da, nasıl oluyor da İngilizce bir reklam panosu, üstelik bir duvarı kaplayacak kadar büyük ve üstelik dikkat çeksin diye ışıklı, ama İngilizce bir reklam panosu kendine yer bulabiliyor. Demek ki İngilizce daha o zamanlardan Avrupa’yı yavaş yavaş fethetmeye başlamış, iki ülke arasındaki ezeli mücadele en azından lisan olarak İngilizce’nin galibiyetiyle sonuçlanmış. Almanlar da bunu çok dert etmemişler.
Acaba o tarihlerde İngiltere’de de Almanca reklam panosu var mıydı? Günümüzde İngiltere’de Almanca reklam panosu yerleştirilebilir mi, yerleştirilse bir anlam ifade eder mi? Bence bir anlam ifade etmez; çünkü İngilizce kendisine karşı çıkılamayacak biçimce piyasaya hakim oldu. Exit kelimesini kullanmayan ülke var mı mesela?
Biz Türkiye olarak yabancı dil işgalini çoktan hazmettik. Demek ki Almanya bu işi –belki bizden bile önce– sindirmeyi başarmış.
Ne olacak dilimizin hali!


